Skip to content
-
Subscribe to our newsletter & never miss our best posts. Subscribe Now!
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://t.me/
  • https://www.instagram.com/
  • https://youtube.com/
Egitim Ekibi

Egitim Ekibi için güncel haberler ve son gelişmeler

Egitim Ekibi

Egitim Ekibi için güncel haberler ve son gelişmeler

  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
Subscribe
Close

Search

Eğitim

Suyun dibinde servet bulundu: Kayaların içinden çıkıyor

By Ece Kurt
12 Haziran 2026 2 Min Read
Suyun dibinde servet bulundu: Kayaların içinden çıkıyor için yorumlar kapalı
Suyun dibinde servet bulundu: Kayaların içinden çıkıyor

Suyun dibinde servet bulundu: Kayaların içinden çıkıyor Posted on 12 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Meksika ile Hawaii arasında yaklaşık 6 milyon kilometrekarelik bir açık deniz düzlüğünü kapsayan Clarion-Clipperton Bölgesi (CCZ), yeşil enerji dönüşümü ve batarya teknolojileri için hayati önem taşıyan devasa bir maden rezervine ev sahipliği yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS) tarafından yapılan son tahminler, bölgedeki okyanus tabanında bulunan toplam metal miktarının, yeryüzündeki bilinen tüm karasal rezervlerin toplamından daha fazla olduğunu ortaya koydu. BATARYA TEKNOLOJİSİ İÇİN KRİTİK DÖRT METAL BİR ARADA Deniz tabanında geniş alanlara yayılan ve patates büyüklüğünde olan bu polimetalik nodüller, milyonlarca yıl süren doğal çökelme süreçleriyle oluşuyor. Yaşları 2 ila 10 milyon yıl arasında değişen bu mineral zengini kayalar; ağırlıkça yüzde 25-30 manganez, yüzde 1-2 nikel, yüzde 1-2 bakır ve yüzde 0,2-0,3 kobalt ihtiva ediyor. Söz konusu metaller, elektrikli araç bataryaları, akıllı telefonlar, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi altyapıları için birincil bileşen durumunda bulunuyor. Özellikle modern lityum-iyon pillerin katodunda kullanılan nikel ve kobalt, yüksek enerji yoğunluğu sağlaması bakımından küresel sanayi için kritik ham maddeler arasında yer alıyor. KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ TEKELLERİ KIRABİLİR Mevcut karasal madencilik haritasında kobalt üretiminin yüzde 70’i insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde, nikel üretiminin yüzde 60’ı ise ciddi ormansızlaşma sorunlarının yaşandığı Endonezya’da yoğunlaşmış durumda. Bu metallerin işleme kapasitesinin yüzde 90’ını ise Çin elinde bulunduruyor. Okyanus dibindeki nodüller, madencilik şirketleri tarafından bu coğrafi tekelleşmeyi azaltacak ve tedarik zinciri risklerini düşürecek stratejik bir alternatif kaynak olarak değerlendiriliyor. BİLİNMEYEN DERİN DENİZ EKOSİSTEMİ TEHLİKEDE Doğal Tarih Müzesi’nin biyolojik araştırmalarına göre, Clarion-Clipperton Bölgesi’nde 5 bin 578 hayvan türü kaydedildi ancak bu türlerin yalnızca 436’sı bilimsel olarak tanımlandı. Kalan yüzde 90’lık bilinmeyen popülasyon içinden, Mayıs 2025’te iki yeni deniz yıldızı türü, Mart 2026’da ise biyolojide nadir görülen bir taksonomik yenilikle Mirabestiidae adlı tamamen yeni bir üst familyaya ait 24 derin deniz kabuklusu türü keşfedildi. Derin deniz süngerleri, anemonlar ve saydam deniz hıyarları gibi organizmalar için bu nodüller, yumuşak çamurlu ovadaki tek katı tutunma zeminini oluşturuyor. Dolayısıyla maden kaynağı olarak görülen bu taşlar, aynı zamanda bölgedeki canlı yaşamının fiziksel temelini oluşturuyor. HASARIN GERİ DÖNÜŞÜ YOK Maden çıkarma faaliyetlerinin çevreye etkisini gözlemlemek amacıyla 1989 yılında Peru Havzası’nda gerçekleştirilen “DISCOL” adlı çevresel bozulma deneyi, derin deniz madenciliğinin kalıcı hasarlar bıraktığını kanıtladı. 4 bin 150 metre derinlikte bir pullukla sürülen test sahası on yıllar boyunca incelendi. Scientific Reports ve Science Advances dergilerinde yayımlanan bilimsel analizler, müdahalenin üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen pulluk izlerinin deniz tabanında hiç bozulmadan kaldığını, nodüllere bağımlı canlıların geri dönmediğini ve mikrobiyal toplulukların ancak kısmen iyileşebildiğini gösterdi. Uzmanlar, ekosistemin tam anlamıyla iyileşmesinin en az 50 yıl süreceğini öngörüyor.

Author

Ece Kurt

Follow Me
Other Articles
Previous

IPARD III Programı ile Mayıs Ayında 375,6 Milyon Lira Hibe Desteği Sağlandı

Next

Güney Kore’de kritik karar: İstihbarat komutanlığı kapatılıyor

SON YAZILAR

  • Gürsel Erol’dan CHP ve YENİ Parti’ye ‘birlik’ çağrısı: ‘Bu tam birleşme de olabilir, seçim ittifakı da olabilir’
  • Palworld Online duyuruldu! Bu yıl bitmeden piyasaya sürülecek
  • Apple Yapay Zeka Limitlerini iCloud+ ile Genişletiyor
  • Apple’ın çeyrek dönem net kârı beklentileri aştı
  • Osmaniye Dervişiye köylüleri: Mahkeme kararına rağmen ormanda katliam yapıyorlar
  • Savaş uçakları havalandı: Avrupa ülkesine Rus füzesi düştü
  • AKP’ye geçeceği iddia edilmişti: Cemil Tugay’dan dikkat çeken açıklama
  • Dünya nüfusunu yarıya düşürecek yeni plan ortaya çıktı
  • CHP’de istifa dalgası sürüyor: Elazığ, Muğla ve Hatay’da parti yöneticileri YENİ Parti’ye geçti
  • Adıyaman CHP’de toplu istifa: Üç belediye başkanı YENİ Parti’ye geçti

Sayaç

Copyright 2026 — Egitim Ekibi. All rights reserved. Blogsy WordPress Theme